Tanıtım

Monday, June 08, 2009

Kocamı koltuğa attım oğlumla yatıyorum


1,5 yıl önce işadamı Celal Kopuz’la evlenen Yıldız Kaplan, ikinci kez anne olmanın keyfini yaşıyor. İlk evliliğinden 21 yaşında bir kızı, ikinci evliliğinden de dokuz aylık bir oğlu olan Kaplan, “21 yıl sonra ikinci kez anne olmak, çok acayip bir duygu. 38 yaşındayım ve oğlumla büyük bir aşk yaşıyorum” diyor.

Eşiniz Celal Kopuz’la uzun zamandır birliktesiniz, kısa bir süre önce de evlendiniz. Bir de çocuğunuz oldu, Allah mesut etsin?
- Çok teşekkür ederim. Evet, Celal ile çok uzun zamandır birlikteyiz. Bu zaman içerisinde birbirimize sevgimiz, saygımız büyüdü. İlişkimiz zamanla yerine oturdu. Ve bu birlikteliği, evlilikle noktaladık.

İlişkiniz sırasında Celal Bey evli değil miydi?
- Celal hiç evlenmedi ki! İlk evliliği onun. Hiç evlenmemiş, hiç çocuğu olmamış. Ben kaptım mı, böylesini kaparım! Çok doğru bir insan Celal. Doğru insanı bulunca da ne yalan söyleyeyim, yapıştım ona. (Gülüyor) Eskiden, “İşim her şeyden önemli” derdim. Şimdi aynı şeyi söyleyemiyorum. Çünkü müthiş bir evliliğimiz var. Bozulmasına asla izin vermem.

Nasıl tanıştınız?
- Arkadaş ortamında? Yedi yıldır da birlikteyiz. Çok zor dönemler geçirdik tabii ki. Altı yıllık beraberliğimizde ayda iki kere falan ayrılıyorduk. Ya o eşyalarını toplayıp gidiyordu ya da ben. Ama bir türlü kopamadık. Kopamayışımızın en büyük sebebi de sevgidir. Ama kişilik çatışmalarımız çoktu. Ben burnunun dikine giden bir kadındım. O daha ağır başlı, oturaklı birisi. Zaman içerisinde Celal beni adam etti diyebilirim yani. (Gülüyor) Sonuç olarak birbirimize gittikçe bağlandık. Kopamadığımızı fark ettik. Sonrasında ayrılık aralıklarımız uzadı. Ayda iki kez ayrılırken, yılda iki kez ayrılmaya başladık. Bu ayrılık zamanları uzadı, uzadı ve evlendik işte... (Gülüyor) Evlendiğimiz günden itibaren de hiç kavga etmedik. Nikahta keramet varmış derler ya, gerçekten de öyleymiş. 1,5 yıldır her şey dört dörtlük. Allah nazardan korusun.

Ne işle uğraşıyor Celal Bey?
- Tekstil? Deri sanayisinde.

TÜRKİYE’YE METRES ROLÜNÜ SEVDİRDİM

Evlendikten sonra her şeyden elinizi, eteğiniz çektiniz? Evinizin kadını mı olmaya karar verdiniz, ne oldu?
- Ben zaten evimin kadınıyım ama öyle mesleğimden elimi eteğimi çekmedim. Hamileyken bir albüm yaptım mesela. Fakat evlilik, ardından bebeğimin dünyaya gelmesi, albümün önüne geçti. Üzerinde duramadık. Ben asla işimi bırakmam. Üstelik eşim de çalışmamı arzulayan birisi. Birkaç yapımcı, “Onun eşi çalıştırmaz, zaten çok zengin bir kocası var” diyormuş. Yok böyle bir şey. Celal, işime son derece saygılı. Benim klip çekimlerime gelir, montaja girer, stüdyoya gelir... O da benimle birlikte heyecanlanır, heyecanımı paylaşır. Benim uzun süredir çalışmamamın tek sebebi, bebeğimin daha çok ufak olması. Şimdi oğlum dokuz aylık oldu. Bu yazdan sonra projelerimi ufak ufak hayata geçireceğim. Erkeğin kurallarına göre yaşarsan eğer, bu yüzeysel bir ilişki olur. Bizim öyle bir ilişkimiz yok. Çok sağlam bir ilişkimiz, güvenimiz, saygımız var. Beni mutlu görmek, eşimi de mutlu ediyor. Ben nasıl mutlu olabilirim? Çalışarak...

Var mı peki herhangi bir proje?
- En son Abdullah Oğuz’un bir dizi projesinde yer aldım. Ama dört bölüm yayınlandı. Şimdi yeni bir proje yok. Teklif gelirse, değerlendireceğim tabii ki. Yoksa öyle “Evlendim, artık evimin kadınıyım” durumum yok yani.

Oynamayı kabul edeceğiniz roller değişti mi peki? Bir daha “Tatlı Kaçıklar” dizisindeki “seksi şempanze” gibi roller gelse, kabul eder misiniz?
- Tabii ki değişti. Değişmek zorunda. Bu çok normal? “Seksi şempanze” benim gurur duyduğum bir iştir. Çünkü o, Türkiye’de ilk defa metres rolünü sevdiren bir tiplemeydi. O yüzden gururumdur. Üstüme yapıştı diye hiç düşünmedim. Tabii ki her oyuncu rolünün hakkını vermeli. Oyuncuysan, sevişmelisin de, öpüşmelisin de. Senaryo gereği ne gerekirse yaparsın. Ama ben yapamam. (Gülüyor) O da hayatımda eksik olsun. Fakat oğlum, babası her zaman hayatımda olsun. Bu daha önemli. Ben şu an öyle bir hale geldim ki, onlar benim her şeyim. Ben şey oldum, onlar her? (Gülüyor) Her alanımı kapladılar. Bundan da çok mutluyum.

Sizin ilk evliliğinizden de bir kızınız var değil mi?
- Evet, 21 yaşında?

Maşallah. 21 yıl sonra yeniden anne oldunuz. Oğlunuz Akif, şu an dokuz aylık. Nasıl bir duygu bu?
- Çok acayip. Ben kızım Işıl’da hiçbir şey anlamadım. Çünkü doğum yaptığımda 17 yaşındaydım. 21 yıl aradan sonra yeniden doğum yapmak, anne olmak gerçekten çok enteresan bir duygu. Eğer 20’li yaşlarda olsaydım, inan arka arkaya üç tane doğururdum. Şu an bir tane daha doğurmak istiyorum. Bir kere oğlumun yalnız kalmasını istemiyorum çünkü, kızım çok büyük. Aralarında ciddi yaş farkı var. Oğlum tek başına büyümesin. Nasıl söyleyeyim, bu kez çok, çok değiştim Sema.

Nasıl bir değişim bu?
- Şimdi böyle konuşursam, kızım kıskanacak ama erkek sahibi olmak gerçekten müthiş bir duygu. Oğlum da bana hayran hayran bakıyor. Birbirimize aşığız. Neredeyse arka arkaya oğlan doğurmak istiyorum...

Doğurun o zaman?
- Gülmeyin ama öyle? 38 yaşında anne olmak, insanı böyle yapıyor galiba. (Gülüyor) Kendimi çok iyi, çok taze, müthiş enerjik hissediyorum. Ama bir o kadar da negatif düşünüyorum. Onu kaybetme korkusunu çok yoğun yaşıyorum. Doğurduktan sonra tuhaf oldum. Akif’i bir dakika bile yanımdan ayırmıyorum. Babayı zaten yataktan attık. Adam aylardır koltukta yatıyor. Akif resmen babanın yerini aldı.

Torun falan istemem

Kızınız 21 yaşında? Yakında anneanne olma ihtimaliniz falan var mı?
- Ay sus Sema! Şu an yakıştıramıyorum kendime anneanneliği falan. Düşünsene kızım evlenir, doğururmuş, biz çocuklarımızı birlikte büyütürmüşüz! Ay, ay! Düşünemiyorum bile. Şu an vallahi oğlumdan başka kimseyi sevemem. Torun falan istemem. Yazık, oğlum daha dokuz aylık.
Hürriyet

No comments: